Oyuna genel bakış

Lord of the rings the third age oyunu hakkında her şey.
Cevapla
Kullanıcı avatarı
Glorfindel
Yönetici
Yönetici
Mesajlar: 273
Kayıt: Pzr Şub 07, 2021 3:47 am
Konum: Gondolin
Irk: Elf
Ülke: Rivendell

Oyuna genel bakış

Mesaj gönderen Glorfindel »

Two Towers ve Return of the King'den sonra Orta Dünya'da yepyeni karakterlerle savaşa katılın!
Hatırlayacağınız gibi EA'nın hazırladığı - EA'nin kendi yapımı olmadığı için Fellowship'i saymıyorum - iki Lord of the Rings oyunu ''Two Towers'' ve ''Return of the King'' soluksuz aksiyon sahneleriyle konsollarda büyük beğeni toplamıştı. Return of the King'in çıktığı sıralarda haberleri duyurulan LOTR: The Third Age'in ise bu iki oyundan farklı olarak RPG tarzında hazırlandığı belirtilmişti. İşin gerçeği LOTR serisi için video oyunları yapılacağını duyduğumda bir LOTR oyunu için en iyi tarzın aksiyon-macera olacağını düşünüyordum; ki çıkan iki oyun da düşüncelerimi destekler nitelikteydi. Ta ki Third Age'i oynayana kadar...

The Third Age

Açıçası masaüstü FRP oynamayı seven biri olarak, bu oyunları monitör karşısında oynamayı çok benimseyemedim, tabi Baldur’s Gate gibi bir kaç oyunu ayırıyorum şöyle bir kenara. Japon RPG’lerine ise ayrı bir uzağım, Legend of Dragoon gibi yine bir kaç istisna oyun olsa da... Hele işin iç yüzünde sıra tabanlı dövüşler oldu mu, iyice uzaklaşırım oralardan. Bu yüzden belki Third Age’in isminin başında ‘’Lord of the Rings’’ kelimeleri olmasaydı, büyük ihtimalle bu oyun konsolumdan içeri bile giremeyecekti. Gördüğünüz gibi Third Age’i sadece ismi yüzünden alıp denediğimi çekinmeden belirtiyorum. EA’nin de RPG oyunlarına uzak bir firma olduğunu düşünürseniz başta aklınızda karamsar bir tablo oluşabilir; fakat emin olun Third Age’i oynayınca bu fikriniz değişebilir.

Oyunun senaryosu üçlemenin tamamını içeriyor fakat durum biraz farklı, biz yapılan savaşlarda ve olup bitenler arasında yepyeni altı karakter ile hikaye örgüsüne bir şekilde dahil oluyoruz; bu yüzden aslında Third Age’i yan bir senaryo olarak görebiliriz. Oyuna Gondor’lu bir savaşçı olan Berethor ile başlıyoruz ve daha hemen yolun başında yüzük tayfları karşımıza çıkıp bizi öldürüyor, bu sırada Idrial isimli elf olaya müdahale ediyor ve şifa büyüsü ile bizi hayata döndürüyor. Bundan sonrası ise ikilinin yollarına devam etmesiyle gelişiyor, ilerleyen kısımlarda Elegost, Eaoden, Morwen ve Hadhod isimli dört karakter daha gruba katılıyor. Bu karakterlerden Elegost bir ranger, Morwen hırsız/savaşçı, Eaoden şovalye ve Hadhod’da cüce sınıfından bir savaşçı. Grup, Mines of Moria, Helm’s Deep, Pelennor Fields, Osgiliath ve Minas Tirith gibi yerlere gittiği için yolumuz buralarda Yüzük Kardeşliği’yle de kesişiyor ve bu nedenle oyunda kısa süreliğine de olsa Aragorn, Faramir, Legolas ve Gimli gibi karakterleri de savaşlar esnasında yönetebiliyoruz, hatta Moria’da Gandalf olarak Balrog’a karşı bile savaşabiliyoruz. Bunların dışında bazı karakterler de belli savaşlarda yanımızda yer alıyor.

Savaşlar demişken oyun sıra tabanlı bir RPG olduğu için her karakterin kendine özgü yetenekleri, büyüleri, zırhları ve silahları var. Bu özellikler deneyim kazandıkça geliştirilebilir niteliklere de sahip, ayrıca bazı gizli silah ve sihirli nesnelerle farklı marifetler kazanabilmek de mümkün. Oyunun oynanışına daha fazla değinmek gerekirse; ilk etapta dışarıdan bakıldığında bir aksiyon oyunu havası var. Görünüm olarak önceki iki LOTR oyununu alın ve karakterinizi Tomb Raider tarzı bir kamera açısıyla kontrol ettiğinizi düşünün. Tabi mekanlar önceki LOTR oyunlarından çok daha geniş. Ekranın üst köşesinde bir harita/radar olmasına rağmen bazı labirent yapılarda kaybolmanız bile mümkün, neyseki ulaşmanız gereken yerler kırmızı noktalarla belirtilip oyunun akışı zora sokulmuyor. Evet dediğim gibi siz grubu temsilen istediğiniz herhangi bir karakterle bu noktalara gidip görevleri tamamlamaya çalışıyorsunuz, tabi bu noktalara giderken karşılaşacağınız sandık ve benzeri şeylerden gerçek zamanlı olarak nesneleri topluyor, gizli nesneleri arıyorsunuz. Bir düşmanla karşılaştığınızda ise görüntü değişiyor ve klasik Sıra Tabanlı Strateji moduna geçiliyor ve savaşlarınızı bu şekilde yapıyorsunuz. İstisnalar hariç, karşılaşmalarda genellikle aktif olarak üç savaşçınız bulunuyor, fakat savaşlar esnasında istediğiniz zaman hamle kaybı yapmadan pasif ve aktif savaşçılarınızı değiştirebiliyorsunuz, zaten işin stratejik kısmını da genellikle bu olay belirliyor.
Mesela Watcher in the Water ya da Solucan Dil-Grima gibi düşmanlarla karşılaştığınızda sağlık büyüsü sık sık gerekli oluyor, bu yüzden sağlık büyüsünü en iyi yapabilen karakter olan Idrial’ı gerekmedikçe savaşa sokmamalısınız. Bunun nedeni ise bir kara büyünün Idrial’ın sağlık büyüsü yeteneğini geçici olarak kaybetmesine sebebiyet verebilecek olması. Aslında stratejik konuda oyundaki detay daha çok, karakterlerinizi istediğiniz yönlerde gelişitirebilir, öncelikli olarak öğrenmesini istediğiniz marifetleri belirleyebilirsiniz vs.

Fangorn’daki Entler yardıma hazır!

Savaşlarda Perfect Mode denen bir özelliği de kullanabilmeniz mümkün, süper gücünüz diyebileceğim bu özellik grubun savaşlar esnasında yaptığı hamelere göre şarj oluyor ve full şarj sağlandığında Fangorn Ent’lerini yardıma çağırabilmek gibi çok güçlü saldırılar yapabiliyorsunuz, anlaşılacağı gibi bu saldırıları yine özel düşmanlara karşı kullanmak gerekiyor.

Karşılaşacağınız düşmanları genelde Orta Dünya’nın vazgeçilmezleri olan: Orc, Wildmen, Warg, Troll, Nazgul, Uruk-hai ve Goblin‘ler oluşturuyor. Tabi bu ırklar da kendi içlerinde farklı rütbelere ve sınıflara ayrılmışlar, bu yüzden düşmanların ırkları aynı olsa da gerek görüntü gerekse güçleri birbirinden farklı oluyor.

Konsolda RPG oyunu denince akla genelde Japon yapımları geldiği için belirtme gereği duyuyorum: Oyunda çok fazla dost karakterle karşılaşmadığınız için oraya git bununla konuş, şuraya git bilmem kimi gör durumu yok gibi birşey. Yok hani Japon RPG’leri öyledir ya sayfa sayfa text falan, bazı oyuncuları hiç sarmaz, o yüzden belirteyim dedim. Gerçi zaten Third Age’in o tür oyunlarla ortak RPG öğeleri dışında hiç alakası da yok.

Evil Mode ile karanlık tarafta yer alın...

Oyunda bir de Co-op modu seçeneği bulunuyor, bu seçeneği aktif hale getirerek grubunuzu savaşlarda yanınıza aldığınız bir arkadaşınızla birlikte yönetme şansına da sahipsiniz. Evil Mode ise detaylı olmasa da güzel düşünülmüş farklı bir mod. Mesela normal oyun modunda bir kaç bölüm geçtiniz ve save’inizi yaptınız. Oyundan çıkıp Evil Mode seçeneğinde aktif hale gelmiş bölümlerde - normal modda yeni bölümler açtıkça açılıyor – karanlık tarafta yer alıyorsunuz, bu sayede Balrog, Uruk-hai ve Orc’lar gibi kötüleri yöneterek bir kaç round boyunca Berethor ve grubuna karşı savaşabiliyorsunuz. Tüm roundları yenerseniz normal moddaki save’inizin üstüne ekleme yapılıyor ve bu sayede hem oyunu karanlık taraftan da oynamış oluyor hem de grubunuzdaki karakterler için yeni item’ler elde etmiş oluyorsunuz.

Grafikler ise yukarıda bahsettiğim mekanların 3D modellemelerinden oluşuyor, tabi orman içlerindeki uzun patikalar, kayalık ve dağlık bölgeler, mağaraları da unutmamalı. Bu bahsettiğim açık alanlar göze genelde tekdüze gelebilir, fakat Miğfer Dibi’nde surların arkasında geçen bölümler gibi bazı özel bölüm tasarımları ise göze çok daha hoş gelecektir, zaten alan büyük olunca önceki iki oyundaki gibi detay beklemek biraz yanlış olurdu. Buna rağmen çevre grafikler bence oldukça başarılı, miğfer dibi dışında çok fazla karşılaşacağınız karakter de bulunmuyor fakat Helm’s Deep’teki karakter modellemeleri de bence çok iyi. Zaten ana karakter modellemelerine söz yok, düşmanlar da oynaya oynaya göze arada tekdüze gelsede bence başarılılar. Yalnız Helm’s Deep’in iç kısımlarında yüksek detaylı bölümlerde dikkat edilirse bazı noktalarda akıcılık kaybolabiliyor, ama sıra tabanlı bir oyunda bu çok da büyük bir sorun sayılmasa gerek. Görüntü ve renk filtresi ise önceki LOTR oyunlarının kıvamında.

Oyunun seslendirmeleri yine filmin gerçek aktörleri tarafından yapılmış, bunun dışında Motion Capture tekniği de oyunda kullanılarak animasyonların gerçekçi olması sağlanmış. Görevler esnasında çok sık karşılaşacağınız filmden alınma görüntüler ise filmi adeta yeniden izlemişsiniz etkisi yaratacak, hatta filmleri benim gibi birkaç kez izlemişseniz, bu olay sizi rahatlıkla sıkabilir.
Oyun oynamayı çok seven birisi olarak artık oynayacağım oyunlarda seçici davrandığımı belirtmeliyim. Çok sık oyun oynarım fakat MGS2’den beri aralıksız 4-5 saat aynı oyunu oynadığımı hatırlamıyorum. Nasıl oldu bilmiyorum ama Third Age’e üç günümün 15 saatini verdim. Tür olarak alakaları olmayabilir ama Third Age bence önceki iki LOTR oyunundan da daha başarılı bir yapım olmuş. Unutmadan oyunu oynarken iyi vakit geçirebilirsiniz, oynayış şeklinize göre oyun süresi 30-35 saati bulabilir; fakat bitirdikten sonra bir daha görmek isteyeceğinizi sanmıyorum.

RPG’leri özel bir ilginiz olsun ya da olmasın Third Age’i deneyin derim. Bu arada Third Age’in RGP’lere getirdiği bir yenilik yok, Baldur’s Gate kadar detaylı ve iyi de olmayabilir, hatta belki sıkı RPG oyuncularına hafif bile gelebilir; ama oyun kendini bir şekilde oynatıyor. Kim bilir belki bunun sebebi de Tolkien’in yarattığı Orta Dünya’nın kendi sihrindendir...

Karakterler

Berethor

Gondor kale koruyucularının komutanı. Oyunun ana karakteri ve kılıç kullanmanın ustası. Ana karakter olarak “liderlik” özelliğini kazanabilen tek savaşçı. Ayrıca “War Call” ismindeki, düşmana yapılan saldırıları koordine etme ve arkadaşlarını başarı ile takım halinde savaştırma gücünü de kazanabiliyor. Grubun lideri olan Berethor büyü gücüne sahip olmadığı için başlarda etkisiz kalsa da yüksek defans ve atak güçleriyle sonradan öne çıkarak vazgeçilmez oluyor. Leadership güçleri de çok büyük birer silah.

Idrial

Işığın kraliçesi Galadriel’in hizmetkârı. Yakın dövüş ile ruhani büyü güçlerinin ustası. Büyü gücü ile takım arkadaşlarını kolayca iyileştirebiliyor. İlerleyen bölümlerde, su ile düşmana büyük hasar veren, Loudwater Fury’yi ve yardımcı karakter ışınlama büyüsü olan Water Stallion’ı öğreniyor. Kılıç kullanabilme kabiliyetinin yanında en mantıklı olan Idrial'ın büyü gücünü geliştirmek. Defansif yönden de çok dayanıklı olabilen Idrial, sağlık büyüleriyle özellikle oyunun ileri bölümlerinde grubun en hayati üyesi oluyor.

Elegost

Bir kolcu olan Elegost takım arkadaşları arasında çok yönlü olanı. Yayını çok iyi kullanabilen Elegost, Ranger Craft kabiliyetinde kendini geliştirebiliyor. Level atladıkça, okları isabetli göndermede ve düşman ataklarına kontra ataklarla cevap verme konusunda gelişiyor. Bir özelliği de kazandığı bir kabiliyet sayesinde düşmanlarını hareketsiz hale getirebilmesi. Belli özellikleri yeterli geliştirilmezse başlıca silahı olan ok kullanma kabiliyetinden verim alınamıyor, bu şekilde de bol bol ıska geçiyorsunuz. Aksi durumda ise tek hamlede birden fazla düşmana zarar verebilecek yeteneklere sahip, uyutucu okları var ve yine Eaoden gibi düşman enerjilerini emebiliyor.

Eaoden

Rohan’dan sürülen Eaoden, grubun önemli üyelerinden. Mızrak konusunda oldukça deneyimli olduğu gibi çeşitli ruh büyülerinde de söz sahibi. Yapabildiği büyüler ile düşmanlarının aklını karıştırabiliyor ve onları kendi isteği doğrultusunda kullanabiliyor. Gruba en son katılan bu üye güçlü vuruşlarla çok öldürücü, ayrıca düşmanın sağlığını emip kendini iyileştirmesi de çok işinize yarıyor, fakat gruba geç dahil olduğu için zırh ve defans konusunda başlarda sorun yaşayabiliyor.

Morwen

Rohan’ın kızı olarak nitelendirilen Morwen, yakın dövüşün en güçlü ismi. Aynı anda çift balta kullanarak savaşlara hükmediyor. Ayrıca diğer karakterlere nazaran daha fazla eşya taşıyabiliyor. Düşmanların güçlerini, yeteneklerini ve eşyalarını çalabiliyor, başlarda defans sorunu yaşaması ise bir dezavantaj. Uruk-hai'lere karşı etkili vuruşlar yapabiliyor.

Hadhod

Fundin klanından bir cüce. “Sanal savaş tankı” lakabı ve düşmanlarına ciddi hasarlar veren silahları ile savaş meydanlarının lideri. Düşmanlarının zayıf noktalarını iyi tespit ederek kendine avantaj yaratan Harhod, Ateş Ejderhası yaratmaya yarayan ruh büyüsüne de sahip. Cücelerin tipik özelliklerini taşıyan Hadhod oldukça güçlü ve dayanıklı. Oyunun başlarında Berethor'un zayıf kaldığı dönemlerde grubu o sırtlıyor. Ayrıca savunma ve atak büyüleriyle de grubun öteki elemanlarına yararı var.

Fellowship

Görevler esnasında, Lord of the Rings filmi kahramanlarından en önemlilerini kontrolümüze geçirebiliyoruz. Gri Gandalf’ı yöneterek, Balrog’la savaşıyor, Faramir ile Osgiliath’ı savunuyoruz. Aragorn, Legolas ve Gimli ile Miğfer Dibini savunma görevinin haricinde Minas Thrith’de Ak Gandalf ile Witch-King ile dövüşebiliyoruz. Kısacası, 9 farklı karakter içeren Fellowship grubu ile efsanenin en can alıcı noktalarını yeniden yaşıyoruz.
"Glorfindel uzun ve dikti; saçları altın gibi parlıyordu, yüzü adil ve genç, korkusuz ve neşe doluydu; gözleri parlak ve temizdi, sesi müzik gibiydi; kaşının üzerinde bilgelik belirgindi ve eli güçlüydü. İlkdoğanların en güçlülerindendir. Bir Elf Beyi’dir Glorfindel; prensler yetiştiren bir soydan gelir.”
Cevapla

“Lord Of The Rings The Third Age” sayfasına dön